deniz - doğa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
deniz - doğa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mart 2008 Pazartesi

Sadun Boro Bursa'yı onurlandırmış

Bana e-posta ile gelen haberi aşağıda veriyorum. Yine çok özlü sözler sarfetmiş Sadun Baba.

-----

Bursa Yelken Kulübü’nün geleneksel Şubat Balosu, Büyük Yıldız Otel’de gerçekleşti.
Balonun bu yılki onur konuğu, 1965-1968 yılları arasında, Kısmet adlı 10,5 metrelik Türk bayraklı kotrasıyla dünyayı dolaşan, ardından çok kereler okyanuslarda yelken açan, büyük Türk denizcisi Sadun Boro oldu.

Balonun açılışında konuşan Bursa Yelken Kulübü Dr.Sürel Solakozlu, kulübün son dönem çalışmaları hakkında bilgi verdi. Amatör denizciliğin geliştirilmesi için Bursa Yelken Kulübü’nün yaptığı çalışmaları aktaran Solakozlu, 22 Mart’ta, BUSİAD toplantı salonunda yapılacak, “Amatör Denizcilik: Sorunlar ve Çözüm Önerileri” konulu panele de tüm denizseverleri davet etti.

Katılımın oldukça yüksek olduğu gecede söz alan onur konuğu Sadun Boro da, konuklara,
geçmiş dönem uzun okyanus seyahatleri ile günümüz teknolojisi ile gerçekleşen modern seyahatler arasında karşılaştırma yaptı.

Kendi dünya seyahati sırasında, sekstantla mevkii belirleyerek, haritada bir iğne başı kadar görünen bir adaya rota tuttuklarını, bunun ne kadar heyecan verici olduğunu anlatan Boro, günümüzde gelişen elektronik seyir yardımcıları sayesinde, artık her yere seyrin çok kolay hale geldiğini, bunun kötü bir şey olmamakla beraber, işin heyecanını da azalttığını söyledi. Yine de herkese, her fırsatta denize çıkmalarını öneren Boro, “Doğadan zevk almak gerek. Pek çok insanın 5 duyusu vardır. Çok az insanın altıncı duyusu vardır, o da doğadan zevk almaktır.
İster deniz, ister dağ, isterse orman… Doğadan zevk almak, onu korumak, çok az insana nasip olmuştur. Siz burada olduğunuza göre, bu duyunuz yerinde demektir. Bunun kıymetini bilin ama değerlendirin de” dedi.

Tüm dünyayı denizden dolaşmış biri olarak, yeryüzünün en güzel sahillerinin, deniz turizmine en uygun yerlerin Türkiye’de olduğunu belirten usta denizci, “Ne yazık ki bu güzel ülkeyi korumak, o güzelim sahillerin değerini bilmek için hiçbir şey yapmıyor, tam tersine, kirletmek, betonlaştırmak, mahvetmek için elimizden ne geliyorsa yapıyoruz” diye konuştu.
Boro, Türkiye sularının Türkçe tek rehber kitabı olan Vira Demir’in yeni baskısı için, körfezimizdeki limanları da tek tek dolaşarak son halleri ile ilgili bilgi aldı ve yeni fotoğraflarını çekti.

25 Ekim 2007 Perşembe

Flexifoil kite (paraşüt uçurtma)

Eminim çoğumuz Türkiye'nin içinde bulunduğu durum ve sorunlara kafamızı takıyoruz, sıkılıyoruz. İnsanların da uzlaşmak yerine birbirine girdiği ve düşmanlığın körüklendiği sahneler görmek sinirlemizi bozuyor. Böyle zamanlarda ruhumuzu besleyen aktiviteleri bırakmamak lazım bence. Sürekli sinirler bozuk bir şekilde dolaşarak ruhsal dengemizin bozulmasına izin vermemeliyiz. Kişiden kişiye değişir, film izlemek, müzik/konser dinlemek, spor yapmak, doğaya gitmek.. Kendi hayatıma yeni bir outdoor aktivitesi ekledim: Uçurtma!

Ama artık uçurtma kavramı çocukluğumuzdaki altıgen şeklindeki tek ipli uçurtma değil! Olay yürümüş gitmiş, içine girince öğreniyor insan. Önce iki ipli uçurtma ile tanıştık. Akrobat uçurtma de diyebiliriz. İki elinizde birer ip tutarak kontrol ettiğiniz delta-kanat türünde bir uçurtma. Bu iki ipin gerginliğini kontrol ederek uçurtmaya manevralar yaptırmak, taklalar attırmak, dalışa geçirip pike yaptırmak mümkün, herhalde o yüzden Akrobat...






İki ipli (akrobat) uçurtma (in English: stunt kite)


Ancak bu uçurtmayı havada tutabilmek için adamakıllı rüzgar gerekiyor. O da ODTÜ'de bize pek nasip olmadı. Açık alanlı tepelerde veya deniz kenarlarında sabit şiddette ve sabit yönde rüzgar bulmak mümkün ve sanki bu uçurtmanın tadı da oralarda çıkar. Biz de bunun üzerine daha az rüzgarda uçan daha kompleks (ve daha pahali :) olan paraşüt uçurtma (foil kite) olayına girmeye karar verdik. Henüz giremedik, sipariş ettik, bekliyoruz, heyecanlıyız. Aşağıdaki videolar beklentimizin ne olduğu konusunda fikir verir..




16 Haziran 2007 Cumartesi

Yelken kitapları

Biraz da kitaplardan bahsedelim. Hem bu işe yeni merak salanları cezbedecek hem de halihazırda 'yelkenciyim', 'kaptanım' diyenleri heyecanlandiracak pek çok kitap var. Eskiye nazaran hem kitap sayisi hem de ulaşılabilirlikleri çok arttı. 5-6 sene once hangi kitaplari okuyabilirim diye bir arama yaptigimda (teknik kaynak olarak degil de insanlarin yasamlarindaki denizcilik maceraları olarak) bulabildigim Turkce kaynaklar 7-8 tane olmustu. Bazi yerlerde gecen ve tavsiye edilen yabanci kitaplar ise biriki tanesi haric Turkiye'de yoktu. Dolayisiyla secim yapmak pek zor degildi. Simdi pek cok kitap var, cogunun yazarinin kim oldugundan ve ne tur maceralarini nasil bir uslupla anlattiklarindan haberim yok.

Ben asagida sizleri kendi okuduklarimdan haberdar edeyim. Siz yine kendi internet taramanizi yapin. Dilediklerinizi okuyun. Ama illaki biseyler okuyun.

Önce duayenimizden baslayalim. Sadun Boro.
* Pupa Yelken, Kısmet'in Dünya Seyahati: 1960'li yillarda esi Oda Boro ile beraber Kismet adli tekneleriyle ciktiklari dunya seyahatinin oykusu. Ugradiklari ulkeler, baslarindan gecenler.
* Bir Hayalin Peşinde: Yarım Asır Evvel Bir Atlantik Seferi: Yukaridaki dunya seyahatinden once, henuz gencken giristigi bir macera. Bir Ingiliz ile beraber Ingiltere'den yola cikislari ve Atlantik'i gecisleri.
* Kısmet'in Dümen Suyunda: Esi ile birlikte 1989-2002 yılları arasında Kısmet ile yaptıkları seyirleri anlatiyor.
* Vira Demir: Bir rehber kitap, yani kiyilardaki konaklama yerleri ve diger ozellikler ile ilgili bilgiler veriliyor. Hangi kiyilar? Antalya'dan Istanbul'a Turkiye kiyilari. Daha cok teknesi olanlar veya seyahat planini kendi yapan kaptanlar icin.

* Atasoylar'in dunya seyahati: Uzaklar adli tekneleriyle dunyayi dolasan (yanilmiyorsam 80'li yillarin sonu veya 90'larin basinda) ve yolda cocuk yapan ciftin kendi agizlarindan hikayesi. Gercekten insanda heyecan uyandiran ve bir gun ben de yapmaliyim bunu dedirten cinsten.




* Sarıldım Minik Teknemin Halatına - Çetin Kent: Cetin Kent'in ufak bir tekne ile denizcilik hayatina girisi. Cok eglenceli ve samimi bir anlatimi var. Derin izler birakmasa da okumasi pek keyifliydi.

* Böyledir Denizler Ülkesinde Yaşamak - Haldun Sevel: Nami diger Ruzgar Baba'nin degisik zamanlarda yayin organlarindan yazdigi yazilarin biraraya gelmesinden olusan bir kitap. Edebi yonu kuvvetli ve bazi yerlerinin sizi aglatacagini garanti edebilirim.






* Tek Başıma - Tania Aebi: 18 yasinda dünya turu yapan bir kizin oykusu, hem de yola ciktiginda pek denizcilik bilgisi de yok. Yolda ogrenen cinsten:) Oldukca etkilenmistim.

* Imkansız Bir Sefer: Gatsby ve Talihliler ile Atlantik Aşırı - Wilfried Erdmann: Tek basina dunya turu hikayeleri kadar etkileyici olmasa da ilginc bir hikaye. Tecruberli bir kaptan ve cekilisle Atlantik seyahati kazanan 8 kisinin oykusu. Birbirini tanimayan bu 8 kisi dogal olarak degisik tekne tecrubesine, degisik onceliklere ve degisik ruh hallerine sahip.




* Okyanusta Bir Türk Kızı: Blue Belle/Mavi Güzel - Hülya Leigh: Sevdigi adam ile beraber denizcilige ve denizde hayata baslayan bir Turk kadininin maceralari. Hatun kisilerin bakis acisi bazi noktalarda erkeklerden cok farkli. Bu baglamda kendi cinsiyetlerinden birinin yazdiklarini okuyarak tekne yasamiyla ilgili soru isaretlerine daha saglikli cevaplar edinebilirler.


* Hitch Hikers Guide to the Oceans - Alison Muir Bennett: Dunyayi tekneyle dolasmanin bir yolu da tekne-stop'culuk. Marina'lardan veya diger kaynaklardan kendilerine tayfa arayan tekneleri bulup irtibata gecip, surede, rotada ve fiyatta anlasip dunyayi dolasabilirsiniz. Kitapta boyle bir secenekte dikkat edilmesi gereken hususlar var.

* Sailing Alone Around The World: Capt. Joshua Slocum 1900'lerin başında Spray adli teknesiyle yaptigi yolculuğu anlatıyor. Kitap bende var ama acikcasi okuyamadim, ingilizcesi biraz agir geldi. Uygun bir zamanda tekrar denemek uzere rafa kaldirdim:)

Peki bunlar nerden alinacak?

Populer olan kitaplar zaten tum kitapcilarda ve ideefixe benzeri internet sitelerinde var. Daha nadir kitaplar icin ise:

Denizler Kitabevi. Yeri de Istiklal Caddesindedir. Bir Istanbul'a gidisle ugranip alisveris yapilabilir. Hem kendi yayinlari var hem de denizcilik ile ilgili diger kitaplar satiliyor.
Web sitesinden de satis var anladigim kadariyla http://www.denizlerkitabevi.com/

Kitaplimani. Yer olarak Buklum Sok. No:22/16 Ankara verilmis ama gidince orada mevcut mu kitaplar emin degilim. Esas yol internet alisverisi gibi geldi bana. http://www.kitaplimani.com/

12 Şubat 2007 Pazartesi

bir petrol öyküsü

Bu ayki National Geographic'te ilginç bir petrol öyküsü var: Nijerya
Ama bu alışılageldiği gibi bir zenginlik öyküsü değil. Tam tersi!
Dünyanın en büyük altıncı, Afrika'nın ise en büyük petrol ihracatını gerçekleştiren Nijerya'da kişi başına düşen gayrisafi milli hasıla İran'in 1/6'sı, Birleşik Arap Emirliklerinin ise 1/30'u kadar. Ki bu iki ülke de aynı miktarda petrol ihraç ediyor. Peki ama neden Nijerya yoksulluktan kırılıyor:
* Petrol gelirinin yüzde 70'i yolsuzlukla gidiyor (hükümet, askerler, yerel otoriteler).
* Tesislerin kirliliği ve petrol sızıntısı balıkçılık ve tarımı eritiyor.
* Şirketlerde yerli halk sadece vasıfsız işçi statüsünde çalıştırılıyor (diplomalı olsalar da).
* Yabancı sermayeye karşı isyanlar var. Saldırılar ile insanlar ölüyor ve petrol ihracatı aksıyor.

Derginin web-sitesinde de bulunan haberin özeti:

1956'da Nijer Deltası'nın bataklıklarından ilk petrol nasıl fışkırdıysa, ülkede zenginlik hayalleri de aynı güçle filizlendi. Dünya pazarları, kolayca rafine edilerek benzine ve dizele dönüşen delta ham petrolüne, Bonny Light adı verilen bu düşük kükürtlü “tatlı” sıvıya büyük rağbet gösterdi. 1970 ortalarına gelindiğinde Nijerya, OPEC'e (Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü) katılmıştı ve devlet bütçesi petro-dolarlarla dolup taşıyordu... Ama her şey ters gitti...

Nijerya'da, boru hatlarından sızan petrol, toprağı ve suyu zehirliyor. Petrolden sağlanan kârı hortumlayan politikacıların ve generallerin ellerini kirletiyor. Ve yine bu sıvı servetten pay almak adına -silah kullanmaktan, boru hattına sabotaj düzenlemeye, yabancı petrol çalışanlarını kaçırmaya kadar- her yola başvurabilecek gençlerin geleceğini karartıyor. Çöp yığınlarıyla dolu kalabalık gecekondu mahalleleri kilometreler boyunca uzanıyor. Sokaklar çukurlarla ve tekerlek izleriyle delik deşik. Habis çeteler okullarda kol geziyor. Seyyar satıcılar ve dilenciler benzin kuyruklarında bekleyen araçlara üşüşüyor. Burası, ABD ile Meksika rezervlerinin toplamından daha büyük bir petrol rezervinin tam ortasında yer alan, Nijerya petrolünün merkezi ve Rivers eyaletinin başkenti olan Port Harcourt. Bu kentin ışıldıyor olması gerekir, oysa çürüyor.

Nijerya'yı yıkıma götüren, ona umut vaat eden şeyin; ülke ihracat gelirlerinin yüzde 95'ini ve toplam gelirin yüzde 80'ini oluşturan petrolün ta kendisi. 1960'ta Nijerya'da ihracatın neredeyse tümünü palmiye yağı ve kakao çekirdeği gibi tarım ürünleri oluştururken, bugün bu ürünlerin ülke dış ticaretindeki payı öyle azalmış durumda ki, ülke ekonomisine katkısı önemsiz ticaret malları olarak tanımlanıyorlar. 130 milyonluk nüfusu ile Afrika'nın bu en kalabalık ülkesi, gıda konusunda kendine yeterken, artık ürettiğinden daha fazlasını dışarıdan alıyor. Rafinerilerinin sürekli arızalanması nedeniyle, petrol zengini Nijerya, akaryakıtının büyük bölümünü de ithal etmek zorunda.

MEND (Nijer Deltası'nı Özgürleştirme Hareketi) adı altında yeraltında faaliyet gösteren silahlı militanların, -çoğunu Shell Nigeria'nın işlettiği- petrol platformları ve pompalama istasyonlarına yaptığı saldırıların şiddetinin geçtiğimiz yıl artması üzerine, ülkede şiddetli bir kriz endişesi tırmandı. MEND ve diğer grupların militanları, askerleri ve güvenlik görevlilerini öldürdü, yabancı petrol çalışanlarını kaçırdı, Çinli petrol şirketi yöneticilerinin ziyaretini protesto etmek için deltadaki Warri kentinde bombalı araçları havaya uçurdu ve nerelere kadar uzanabildiklerini göstermek amacıyla, Gine Körfezi'nde, kıyıdan 40 mil açıktaki bir petrol kulesini ele geçirdi. Bu saldırılar nedeniyle 500.000 varillik günlük petrol akışı durunca, ülke gelir kaybını telafi için açık deniz rezervlerini kullandı.

Örnek ulus olma potansiyeline sahip Nijerya, servetten pay almak adına giderek daha fazla yolsuzluk, sabotaj ve cinayete başvurulan; petrol parasına bağımlı, tehlikeli bir ülkeye dönüştü. Deltadan yarım yüzyıl boyunca çıkarılan petrol, ne yazık ki halka daha iyi bir yaşam sağlayamadı. Aksine, her şeye rağmen daha yoksul ve daha umutsuzlar.

8 Ocak 2007 Pazartesi

Fok hayvanı

Fokların ne kadar güsel yaratıklar olduğunu hatırlamak için aşağıdaki videoyu izlemek yeter de artar bile gibi geliyor bana sanki bilmiyorum..

http://www.youtube.com/watch?v=XMOSb3-tGgI

Söz konusu video SAD-Akdeniz Foku Araştırma Grubu’nun kötü durumda bulduğu ve rehabilite ediyor olduğu yavru fok Badem hakkında..

Bu arada Akdeniz Foku’nu veya başka bir fok türünü ‘fok balığı’ diye çağıran pek çok abidik yer var. Ör: http://www.denizcilersitesi.com/fokbaliklari.html
Bazen ciddi yerlerde de bu şekilde geçtiği oluyor. Televizyonda ve çocuklara hitap eden bazı yayınlarda örneğin. Hayır bişey değil, konu hakkında bilgi edinmeden alelacele ürün çıkarıp çocukların da bu tatlı memeliyi balık sanmasına yol açıyorlar. Acaba karışıklığa yol açacak ‘fok balığı’ diye isimlendirilen başka bir hayvan var mı diye bakındım ama göremedim.

3 Ocak 2007 Çarşamba

Güneşi denizde batırdık

Aralık'ın son haftasından beklenmeyecek kadar güzel bir hava,
Tekne yaşamından beklenmeyecek kadar zengin bir sofra,
Yorgunlugumuzdan beklenmeyecek kadar hararetli bir sohbet..

Sarıdan kırmızıya tüm renklerini görerek,
Güneşi denizde batırdık,
Tuttuğumuz balığı pişirdik,
Çeşme kavunlu Denizli yoğurtlu soframıza ekledik,
Geceye baktık,
Karanlığı değil yıldızları gördük..















Fotoğraf: Mustafa Yücel